Bugun...


MEÇHUL


facebook-paylas







KUDÜS (II)
Tarih: 17-10-2018 11:56:00 Güncelleme: 20-10-2018 16:11:00


KUDÜS (II)


Kudüs GÖZYAŞI demek,
Kudüs DİRENME demek,
Kudüs DAVA demek,
Kudüs VİCDAN demek,
Kudüs DUA demek,
     Beş bin yıllık kadim bir geçmişi olan bu kutsal şehir tarihin birçok döneminde çeşitli istilalara uğramış bu bölgede yaşayan halk sık sık zulme ve sürgüne maruz kalmıştır.
     Hz. Ömer’in içinde bir ukdeydi Kudüs. Nebinin mübarek ayakları değmişti o şehrin topraklarına. Takvimler 634 yılını gösterdiğinde İslam halifesinin emri ile hazırlanan ordunun kuşatması sonucunda Kudüs İslam ile şereflenmiş, o günden sonra da uzun yıllar barış ve refah içinde bir yaşam sürülmüştü. Hz. Ömer atının sırtından inerek mütevazı bir şekilde girmişti mübarek topraklara. Nebi’nin kokusunu duydu sanki Ömer, gözleri yaşlı Muallak Taşı’na bakıyordu. Namaz vakti geldiğinde halifenin gözleri bir an için Hz. Bilal’i aradı. Bilal mahzun, Bilal suskundu. Yıllar geçmişti Resulün vefatının üzerinden; ancak Bilal hala ilk günkü hüznündeydi. Peygamberin vefatından sonra bir kez olsun sesi duyulmamış, hiç ezan okumamıştı.
     O gün Bilal’in nidasıyla sanki Kudüs’te zaman durdu. Her şey susmuştu Bilal’in sesi yankılanırken, o dar sokaklarda.
     Namaz kılması için orada yaşayan millet için kutsal sayılan bir yer gösterildi halifeye.
    “Namazınızı burada kılabilirsiniz” dendi.
     Adaleti ve ferasetiyle peygamber övgüsünü almış o muzaffer komutan “Hayır” dedi. Hayır, ben burada namaz kılamam. Eğer burada namaz kılarsam bizden sonra gelecek ümmet burayı namazgâh olarak kullanmaya devam eder” bu mübarek belde herkesin faydalanacağı bir yer olmalı, sizin kutsalınıza da halel gelmesin diyerek bugünkü Ömer Cami’nin bulunduğu alanda namazını kıldı.
     Zaman geldi Haçlı ordularının saldırılarına direnemedi Kudüs.
     Kudüs bir kez daha mahzun, Kudüs bir kez daha esir.

     “Büyük komutan Selahaddin Eyyubi İslâm'ın ilk kıblesi ve Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Mirac'a yükseldiği mukaddes beldenin, Haçlı hâkimiyeti altında bulunmasını bir türlü kabullenemiyordu. O şöyle diyordu: "Kudüs ve Mescid-i Aksa, Haçlıların işgalinde olduğu müddetçe, ben nasıl olur da gülebilirim, sevinebilirim, istediğim gibi rahat yemek yiyebilirim ve hele gözüme nasıl uyku girebilir?" 1187 yılının Miraç gecesinde fetih nasip oldu büyük komutana. Sonra yine tarihler değişti. Kudüs’ü bir emanet olarak gören ve kendisini mübarek beldelerin hizmetçisi olarak nitelendiren Yavuz Sultan Selim Han gelip çadır kurdu kızgın çöllerde.
     Kudüs “DAVA” oldu Sultan II. Abdülhamid Han’ın dudaklarında. Bütün gayretlerine rağmen alamadıkları Kudüs için en sonunda para teklif ettiler Ulu Hakan’a. Büyük bir öfkeyle yerinden doğruldu Ulu Hakan. Gözlerini bir şimşek gibi dikti muhatabının gözlerine. Sakalının her teli titriyordu öfkesinden. Ve tarihe geçen o sözü söyledi:   “Bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir!” Ulu Hakana öfke duyanlar bunun içindir ki Kızıl Sultan diye tanıttı bize ecdadı.
     Bugün ise Fevzi El-Cunidi’nin, Fadi Ebu Salah’ın DİRENİŞİ oldu Kudüs.
     Gün geldi Rezzan hemşirenin şehadetine dökülen GÖZYAŞI oldu Kudüs.
     Rachel Aliene Corrie, hiç tanımadığı insanların haklarını savunmak için gittiği topraklarda İsrail dozerlerinin altında can verirken VİCDAN oldu Kudüs.
     Engelli sandalyesinde uğradığı suikastla şehadete yürüyen Şeyh Ahmet Yasin’in dilinde DUA oldu Kudüs;
     Siz ey Müslümanlar!
     Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler! Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felaketler karşısında?Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak...........
     Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!
     “Allah’ım! Sana şikâyette bulunuyorum…
     Sana şikâyette bulunuyorum…
     Sana şikâyette bulunuyorum…
    Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı sana şikâyet ediyorum… Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini sana şikâyet ediyoruz…”

Dipnot: Yıllar önce bu dua satırlarını yazan Şeyh Ahmet Yasin, elbette yaşanan zulümlerde direnişin sembolü olan ve Filistin sokaklarında dalgalanan Türk bayraklarını görememişti. Bu ümmetin umudu ve huzur bulacağı yer her daim o şanlı bayrağın gölgesidir. Selam ve dua ile…



Bu yazı 2778 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • İSCEHİSAR MANZARALARI
    İSCEHİSAR MANZARALARI
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Bebişler
  2. Yurdum İnsanı
  3. İSCEHİSAR MANZARALARI
  4. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Hayvan Heykeli Nasıl Yapılır ?
    Hayvan Heykeli Nasıl Yapılır ?
  • İscehisar Halk Eğitimi Merkezinin mozaik kursunda
    İscehisar Halk Eğitimi Merkezinin mozaik kursunda
  • Bu Fuar'a gidiniz.İscehisar ' destek olunuz.İzleyin Buyurun
    resim yok
  • GİRESUNLULAR ŞEHİTLİĞİ
    resim yok
  • Halk eğitim kurs
    resim yok
  • HACI SÜLEYMAN SELEK ÇOK PROĞRAMLI LİSESİNDEN
    HACI SÜLEYMAN SELEK ÇOK PROĞRAMLI LİSESİNDEN
  1. Hayvan Heykeli Nasıl Yapılır ?
  2. İscehisar Halk Eğitimi Merkezinin mozaik kursunda
  3. Bu Fuar'a gidiniz.İscehisar ' destek olunuz.İzleyin Buyurun
  4. GİRESUNLULAR ŞEHİTLİĞİ
  5. Halk eğitim kurs
  6. HACI SÜLEYMAN SELEK ÇOK PROĞRAMLI LİSESİNDEN
VİDEO GALERİ
YUKARI